Arkadaşlar. Bu benim ilk yazım değil. yaklaşık 4yıldır amatör yazılar yazıyorum. Fakat ilk kez doctor who hakkında yazıyorum. Doktor olarak favorim olan 10. doktor David'i seçtim. Bunun sebebi 11. doktorun tavırlarını bilmemem ve kafadan bir doktor yaratmak istemedim. Umarım beğenirsiniz
1.Fear in the Skyscaper
Çalar saatin alarmı ile uyandım. Lanet saatin uykumu bölmesine hala alışamadım. Saate baktım. Aptal saat gene 30dakika geç çalmış. Hemen kalkıp üstümü değiştirdim. Ceketimi alıp çıkarken annemin arkadan gelen sesini duydum. "Bari bir şeyler yeseydin" dedi. Aldırmadan dışarı çıktım. İşin ilk gününde geç kalacaktım. Bir sigorta şirketinde yardımcı sekreter olarak işe başlamıştım. Gördüğüm ilk taksiye seslendim. Yolu tarif ettim ve yola çıktık. 30 dakika sonra dev camdan binaya varmıştık. Taksiye bir 20 lira verip binanın kapısına koştum. Taksici arkadan "Ama ücret 30 lira!" dedi. Duymamış gibi yapıp içeri daldım. Saklanarak masama geçtim. Dosyalarla uğraşırken bir adam geldi. "Sen bana aldırma." dedi. Doğrusu aldıracak durumda da değildim. Dosyalarla uğraşmama devam ettim.
Mesaim sona erdi. Koca binada yaklaşık 50 kişi kaldık. Çantamı toplayıp asansörü çağardım. Normalde spor olsun diye merdivenden inerdim ama bu sefer çok yorulmuştum. Asansöre bindim ve hayatım değişmesine sebep olan tuşa bastım. Asansör yarı yolda durdu. Elektrikler kesildi diye düşündüm fakat lambalar açıktı. Birden tavandan bir gürültü geldi ve içeri çöktü. Korku şok oldum. O kadar şaşırmışım ki yanımdaki adamı görmemişim. Adam bana sakin olmamı ve beni kurtaracağını söyledi. Artık tavan çökmek üzereydi. Cebinden bir alet çıkardı. Ucundaki mavi ışığı kat düğmelerine tutmasıyla asansörün aşağı hızla inmesi bir oldu. "Yere çakılıcaz!" diye bağırdım. Tekrar kalktı ve aynı işlemi tekrarladı ve asansör durdu. "Nasıl..." diye söze başladım ama sözümü kesti ve "Buna zamanımız yok biran önce gitmeliyiz." dedi. Koşmaya başladık. Arkadan bir gürültü geldi. Asansörden dört ayaklı dev bir solucana benzeyen bir yaratık fırladı ve hızla bize doğru koştu. "Şu yaratıkta ne?!" diye bağırdım. "o bir Carnivorus. Bir tür mega etobur. Gemisi buraya acil iniş yapmış olmalı." dedi. "Ne yani bu şey uzaylı mı? İşte bu harika(!)" Merdivenlere geldik ve zemin kata indik. Herkes kapıya toplanmıştı. Kapı açılmıyordu. Adam kapıya gitti. "Kapı asitle eritilmiş sonik tornavida da işe yaramaz." dedi. Ben bu sırada en yakındaki masayı kapıya çekmiştim. "Sen ne yapıyorsun" dedi. Masayı kapıya doğru hızla ittim. Kapı kırıldı ve herkes dışarı çıktı. Fakat o "Geri dönmeliyim o yaratığı evine göndermek zorundayım." dedi. "Seninle gelicem. Bİnayı senden iyi biliyorum" dedim. Haklıydım bu yüzden kabullenmek zorunda kaldı. "Pekala ismin neydi" dedi. "Melisa Akbulut" dedim. "Tamam Melisa Akbulut. Gidelim." dedi.
Merdivenden çatıya çıktık. Carnıvus mudur Carnivus mudur o da asansör boşluğundan bizi takip etti. Çatıya gelmeden önceki katta durdu ve yangın söndürücüyü aldı. ve çatıya çıktık. O an şoka uğradım. Uçak kanadı olan bir deniz altıya benzer bir araç vardı. "Anlaşılan yakıtı bitmiş. Bunla dolduralım." dedi. Şaşırdım. Yangın söndürücü ile çalışan bir gemi? Çok geçmeden Carnivorus(ismini yeni hatırlamıştım.) da geldi. "Geminin yakıtı var artık. Ya burdan gidersin ya da seni durdurmak zorunda kalırım dedi. Anlaşılan Carnivorus yangın söndürücüden çok korktu ve hemen gemiye atlayıp gitti.
Eve gelmiştim olayların şokunu atlatamamıştım. İstanbul'da uzaylı? Kafa dağıtmak için bir pekines olan köpeğim Efe'yi gezdirmeye çıkardım. 1 saat sonra döndüğümde köpeği eve bıraktım ve çöp atmaya gittim. Bu sırada gene onu gördüm. "Dur bekle!" diye seslendim. Onu takip ettim ve mavi bir kulübeye girdiğini gördüm. "Police Box" yazıyordu. İçeri girdim. İçi dışından on kat geniş fakat çok şaşırmadım. Onca olaydan sonra normal geldi. İçeri sarı-turuncu renkteydi ve merkezde muhtemelen kontrol paneli olan bir yer, halojen borular vardı ve yerler çelik ızgaraydı. "İşte bu T.A.R.D.İS! Benim uzay gemim. Hem uzayda hemde zamanda yolculuk edebiliyor." dedi. Seninle geleceğimi nereden çıkardın?" dedim. Birkaç anlamsız laf etti. "Şakaydı! Açıkçası o sıkıcı hayatta göre tehlikeli yolculuklar yapmak 10 kat daha iyi. Bu arada bana kendini tanıtmadın." dedim. "Ben Doktor. Sadece "Doktor". Devamı yok." dedi hafif bıkkın bir ifadeyle. "Tamam o zaman" dedim. Neyse ki sırt çantam hazırmış. "Hadi geleceğe gidelim" dedim ve yolculuk başladı.
Yazım burada bitiyor lütfen gerçek düşüncelerinizi yazın. Şimdiden teşekkürler





Alıntı Yaparak Cevapla


)





Bu Sayfayı Paylaş